Hi Rona!

Biliyor musun, yazarlar “eminim” dediklerinde mutlaka şüpheleneceksin. Bunu her okur bilir.

Geçen gün ona bir masal anlattım. O da bana gerçeği, demeden önce yer bildireyim. Galiba Guzu Coffee’ydi, yok yok eminim, değilim.
Biliyor musun, yazarlar “eminim” dediklerinde mutlaka şüpheleneceksin. Bunu her okur bilir.
“Ben de biliyorum.”

Beni ona Volkan takdim etti.
“Memnun oldum, ben Mina Rona; ikisi de güzel değil mi?” dedi.
Hım, Rona Mina… Mina Rona… Çok güzel! Bir dahaki sefer dünyaya kadın olarak gelmek istersem tanrının nedenini anlayacağını sanıyorum.
“Ben de anlıyorum.”
Rona’ya gerçekten bir masal anlattım, hatta iki. İkincisini hiç beğenmedi. Yeterince saçma değilmiş. Dokuz yaşında, olanla olmayanı ayırt edebilecek kadar büyük. “Herhangi bir gerçek, masal olmayı beceremiyorsa borudur” dedi. Virgülü tam yerine koyunca, bu kız artık yaşını başını almış, dedim.

Hay Allah! Böyle yazmaya devam edersem bir romanın giriş cümleleri gibi okuyacağınıza ilişkin bir şüphe düştü içime şimdi. Bir edebi türle ilişki kurmamak için bunca yıl çaba harcadıktan sonra olacak şey mi! Bunu kendime yapsam bile Rona’ya kıymamalıyım.

MURAKAMİ BİZİ NEDEN KANDIRIYOR?

Murakami’nin bizi neden kandırmak istediğini, maalesef, biliyorum. Böyle anlı şanlı bir adamın, hele koşmadan yazamadığını itiraf edip sırtında kedisiyle poz da verdikten sonra, saçmalama hakkını bu derece kötü kullanmasını kabullenemiyorum. Volkan’ın arkadaşı da değil üstelik.

Osmanlı vergi tahsildarı İbn Armut Hasir, İstanbul, uzaktan ney sesi, siyahi hizmetçi, tütsü, üç karı altı çocuk, rüyet-i hilal… Bu ne ya. “Labirentlerin zor yanı, seçtiğin yolun doğru olup olmadığını, sonuna kadar gitmeden bilememendir.” (Tuhaf Kütüphane, çev. A. V. Erdemir, DK, 2016, s.52.) Şunu demek için mi yazmış yani, çocuk mu kandırıyor. Rona böyle dedi. İçini okudum.

İllüsteasyon: Kat Menschik

Haklı. On yedi gün ve gece uykusuz kaldıktan sonra bir saat kadar dalmış, gördüğü kâbusla irkilerek uyanmış gibiydi. Yine. Ama hani onu Uyku’da yazmıştı –sevmiştik de: çev.H. C. Erkin, DK, 2016. Fakat bunu da okuduktan sonra, Murakami’nin bu iki kitap için okura değil illüstratör Kat Menshhik’e teşekkür etmesi gerekir, dedim. Mina onayladı, Mina Rona, Rona Mina.

Brezilya kahvesini sevdim. Murakami. “Tony Takitani”: Ne güzel hikayeydi o öyle. Boşluk. İçimizdeki. Ya da “Drive My Car”: “Aklınız anlamaya çare değildir. Üstesinden kendi kendimize gelebiliriz ancak; yaşananları yutup, yaşamaya devam etmekten başka bir yol yok.” (Kadınsız Erkekler, çev. A. V. Erdemir, DK, 2016, içinde, s.44.)
Bye Mina.
“Au revoir monsieur.”

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir