Kapitalizm Ne Zaman Kahrolacak!

Yardım edeyim/edelim, hep birlikte destek olalım… ve benzeri destek ifadelerinin hepsi yanlış. Doğrudan yana olmamak. Modern devlette karşılığı olsa İngiltere’de devlet başkent Londra’da gençler için 18 yaşını doldurmuş olmaktan başka şart aranmayan yurt yapmazdı. Devlet, o yaşa gelip de barınacak, karnını doyuracak yeri olmayanı düşünmek zorundadır. Bunu sağlamıyorsa, onu, başta ebeveyni olmak üzere herkese borçlandırır.

Alacaklı (anne-baba, hoca, rektör, bir büyük ya da bir sevgili; fark etmez) üstten konuşur. Gençlerin asgarî ihtiyaçlarını (temel haklarını) karşılamakla mükellef olduğunu söyleyen, bunu anayasasıyla taahhüt eden her devlet yapmadığı her görev için her genci kendi yerine geçen aktörlerin kibrine maruz bırakır, onlarla cezalandırır. Hadi biz Batılı değiliz, olmaya da karşıyız, değerlerimiz falan var. Vakıf kur, karşılıksız yardım et? Böyle bir yeteneğin olmadığı, bir vakitler varsa da ondan iz kalmadığı aşikâr. Örnek yetmediyse 15 Temmuz niye oldu sanıyoruz ki! Ne moderniz ne değiliz, herkese benzeyen kimseye benzemeyen postmoderniz, içler acısıyız.

Yardım aldığı kişi/ler gence ıstırap verir. Mümkün olduğu kadar uzak durmalıdır onlardan. Ulaşım masrafını hiç olmazsa yarıya indirmenin yolu otostop çekmek. Evet. Duranlar öğrenciliğin ne demek olduğunu bilenler, o kadarını akıl edenler. Öğrencilik hep zordu ama hiçbir devir bugünküyle kıyaslanamaz diyenler. Cehennemî kalabalığın içinde okumalarına, şartların her gün daha kötüye gitmesini deneyimlemelerine; ayın üçte birini beş parasız geçirmelerine, olandan üç beş kuruş borç almalarına ve çoğunlukla iade de edememelerine, öğünle yenecek yemek arasındaki farkı unutmalarına, unutmaya mecbur olmalarına, mezun olduklarında da durumun değişmeyeceğini bilmelerine, değişikliğin olsa olsa mağdurun sesinden madunun sessizliğine geçişe benzeyeceğinin farkında olmalarına, bütün endişe endekslerinde işsizliğin ilk sırada gelişini kendilerinden önce mezun olanlarda zaten somut olarak görmelerine; onların, kaygılı hayatlarına bir de öfkeli işsizlikle saldırmalarına rağmen öğrenime devam ediyorlar. (Türkiye Yayıncılar Birliği’nin son raporuna göre 67 bin başlık kitap basılmasına, istatistiğin bir yıl zarfında yedi bin yeni başlıkla Türkiye’yi dördüncü sıraya çıkarmasına, bunda en yüksek payın üniversiteli gençlik olmasına kanmayın.)

Ona yardım edenleri görmek istemediğinden değil, onları sevmediğinden de değil; koyduğu mesafe yokluğu doğrudan hatırlatmalarından. Mesafe ilişkiyi kesecek kadar büyümüşse “doğru”yu cezalandırdıkları duygusuyla baş edemeyip suçlu da hissederler -kim bilmez ki bunu. Onu/onları (tekrar) severlerse ıstırabın katlanarak büyüyeceğinden korkarlar. Ödenemeyen “borç” algısı bir heyula gibi çöker. Çünkü sevmek, birinden iyilik görmek, ıstırap çekmektir yaşadım gördüm biliyorum der. Istırap çekenin Eros ya da onun gibi bir şey olduğunu bilmesi işine yaramaz. Bir ‘sevgili gibi sevgili’ olsa iyi olurdu… İyilik gördüklerine değil başkasına ihtiyacı vardır; başkasından çekeceği ıstıraba, Eros’a çektireceği yeni ıstıraba, kapitalizme. Onu/onları (tekrar) sevmesi şart değildir ama kapitalizm şarttır -karşı çıktığı oranda hem de.

Karşı olan her örgüt önce örgütü düşünür; kapitalizm de örgütleri; kendine ne kadar karşı olduklarını -uzaklıklarını değil yakınlıklarını. Yakınlık iyidir, kazandırır. Örgütün kapitalizmin “nimet”lerine muhtaç olduğunu bilir, birlikte bir dava adına tüketecekleri şeylere; kitaplara, biralara, bedenlere…

Z kuşağı daha politik, siyasetten/örgütlerden bunun için uzak duruyor, nisbî olarak kapitalizme en uzak olan onlar. Gezi’yi ezenin ‘İstenmeyen devlet-örgütler işbirliği’ olduğunu en azından hissediyor. Teknolojiyi daha yakından takip ediyor ve aksi gibi bütün bunları oradan öğreniyor; başka öğreneceği bütün kanallar kuruduğundan kendi kanalını kuruyor. Karşı propaganda çalışmalarından etkilenmiyor. “Seçimlerde büyük oranla sandık başına giden Z kuşağı, aktif siyasete katılmak istemese de ülkedeki politik gelişmeleri yakından takip ediyor. [Uğur] Oral’a göre, Z kuşağını doğru analiz eden, sorunlarını, beklentilerini bilen ve bu kesime yönelik politikalar üreten siyasi partiler, gelecek seçimlerde çok daha avantajlı durumda olacak.”mış. https://t24.com.tr/haber/z-kusagi-secimlere-duyarli-siyasete-katilmak-istemiyor-politik-gelismeleri-takip-ediyor,854920

Fakat rektörlerin, sadece İstanbul’daki rektörlerin, şehirdeki toplam 750 binin üzerinde üniversite öğrencisinin çektiği ıstıraba ihtiyacı var. Hepsinin var, tepkiler üzerine (güya) hak iadesi ilan etmeden önce, bunu aleni gösteren İÜ rektörüydü. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında kayıtlı toplam 3.887.682 öğrenci rektörlerin, dekanların ve o 168 bin işli öğretim elemanının umurunda değildir. Tokturlar, açlık zamanını milyonlarca müstakbel işsiz öğrenciyi azarlama vasıta olarak hatırlarlar. Farkı yaratan ona ‘Artık azarlama, aşağılama, coplar dursun’ denmesiydi o da durdu.

Kemal Gözler, “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine”, Türkiye Günlüğü, Güz 2019.

Yönettiği üniversitede 70 binin üzerinde öğrenci okuyor. Onlar çekmedikleri takdirde kapitalizmin ıstırabını rektör çekemezdi. Öğrenciler rektörlerin ıstırabına talip değil, gerçekçiler, paralarında, lüks yaşamlarında gözleri yok. Onların da kapitalizme ihtiyacı var, önce aç kalmayacak kadar. Bedava wi-fi bulacak, onu bulmak için bir kahve içecek, çektikleri ıstırabı dindirdiğini düşündükleri haftada bir bira içecek, ayda bir kitap alacak, ideallerine inanmaya devam edecek kadar. Bu “taviz”in bir rektör işi, YÖK işi olmadığını, her şey gibi bunun da bir tek kişinin insafı olduğunu hepsi biliyor; o sayılanların kapitalizmden büyük oranda onun sayesinde müstefid olduklarını. 

Geçen hafta buluşup lafladığım mimarlık fakültesi dekanı arkadaşımın kapitalizme ihtiyacı var. Öğrencilerine ‘Burada dört sene sefalet içinde okuyup mezun olacak ve sonra işsiz kalacaksınız, bu dört sene boyunca ben de sizin sırtınızdan geçineceğim’ diyormuş. Gerçeği gülerek anlatıyor çünkü acı çekmiyor. Kinik. Talebeyken “Tok açın halinden anlamaz” derdi -hangi talebe demez ki. Şimdi anlamayan o, 168 bin öğretim elemanından biri. Evi var, yazlığı-çiftliği var, arabası turabası var ve kapitalizmin bütün dertlerinden mustarip. Kardeşim öldü, abim öldü, sıra bende, şunun şurasında üç beş yılım var diyor ama dünyaya sımsıkı bağlı. Toplam üniversite öğrencisinin 100 binin altında olduğu bir Türkiye’de onunla aynı dönemde okuduk. Mezun olunca işsiz kalma ihtimali yoktu. Dört sene çekilir sonra düze çıkılırdı. Master-doktora yapanın üniversitede işi hazırdı. Şimdi yalnız doktora öğrencisi 100 bin; 99 bini işsiz adayı.

Bir taşra üniversitesinde daha genç profesör arkadaşım kampüslerine 400-500 milyon lira yatırım yapıldığını anlatıyor. 28 Mayıs 2007’de kurulan 17 üniversiteden biri. Her biri öncekilerden farksız; bunların “Misyon-Vizyon” sayfalarında da değişen dünya-ülke gerçeklerini görüp anladıklarına dair bir cümle bulunmuyor. Yeni binalara, taşa toprağa, çimentoya demire, ofise büroya, tefrişe teftişe harcama yapıyorlar. Bir de maaşlar epey yekun tutuyor tabii ama niçin ödendiği anlaşılmıyor; taş toprak gibi görünen sonucu yok. Bu arkadaşım esnaftı önce, doktorasını bitirince maaşlı işi oldu. Kapitalizmin ondan istediği/beklediği ne varsa reddederek yaşardı. “El-kâsibu habîbullah” derdi, dükkanında da levhası asılı (mı)ydı?Kapitalizme karşı olmak bütün hayatını mahvetti –ta ki üniversitede hoca oluncaya kadar. Geçmiş, geçmişte yapılan “hata”lar düzelmiyor. O da düzeltemiyor; bugünü nasıl düzelteceğini bilememesine sebep olan da bu. Bana düşen, geçen 10 yılda maddi olarak epey rahatlamasına sevinmekten ibaret. Gerisine aldırmıyorum. Bu “imkân” son yirmi yılda  doğdu ve o bundan 2009’da faydalandı. Şimdi 168 binden biri olmaktan, imkanın çaresizliğe deva değil daha büyük yara olmasından müşteki. Ondan aldırmıyorum. Kapitalizm şartmış ama artık faydasının olmadığı yaşa geldim diye (mi?) düşünüyor. Bilmem. Ona aldırmam için telaffuz edilen rakamın asgarî yarısının öğrencilere harcandığını duymam gerekir, Z kuşağının ihtiyaçlarının karşılandığı harcamaları.

Kapitalizm şart, kahrolması da, olmasa ben bu yazıyı yazmazdım.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir