Kimsin Sen!

Ben bu Bakhtin’in adını niye böyle yazdığımıza takıldım gene. Bak adı şöyle yazılır: Михаил бахтин, o gördüğün х Avrupaî dillerde translitere edilirken kh olur. Niye? Çünkü biz, eski alfabemizdeki kalın h sesini karşılayacak bir harf bulmayı da becerememişiz. Şimdi Kürtçede var ama, oradan alsak bari diyorum. Hem üstadın adını da mis gibi Mixail Baxtin okur yazarız.

Öfkeyle söylendiğinde arada “lan” da olur, yakışır, yakıştırılır, takıp takıştırılır.
İrade, karar, kararlılık… Mücadele etmek gerekir bunlarla. İrade, Ned Beauman’ın Boksör Böcek‘te yaptığı gibi ironiyle harcanırsa geriye haşarat kalır. Ucuzcu’dan beş liralık bir süpürge alıp toplar atarsınız.
Topçu’nun yazdığı İrade’nin Davası da dahil kararlılıkla iradeye takan pek çok büyük beyni deforme etmiş bir muzır neşriyattan söz ediyoruz. Nazilerin kalıcı mirası. Kibarca “çalışma disiplini” demek varken; “İradenle her şeyi halledebilirsin, yeter ki kararlı ol”dan “İnsanın başaramayacağı şey yoktur, ama önce buna inanması gerekir”e uzayan çok kötü bir miras bu. Desizyonizm (kararcılık) ve volontarizm (iradecilik) her yerde. Tam bir baş belası. Entelektüel endüstrinin ‘irade muhipleri cemiyeti’yle ‘yaşamın koçları derneği’ el ele verip etrafı fena halde sarmış durumda.
İkinci harp bakıyyesi Türkiye’nin “sağ” kanonu (Necip Fazıllar falan filan) ile “sol” kanonu (Nazımlar falan filan) tam bir kararlılık cephesi, cephanesi. Yattıkları yerden feryad ediyorlar. ‘Biz bir devrin adamlarıydık, pazarda irade diye iyi bir mal vardı, ucuzdu, aldık kullandık. Hem her aşa da gidiyordu. Size ne oluyor! Sorsak ırkçılığa karşısınız, totalitarizmi red ediyorsunuz ama iradeye bayılıyorsunuz’, diyorlar. Bir daha diyorlar. “Dökün eteğinizdeki taşları!”

Tarihsel okumalara davet ediyorlar. “Gerçek anlamda yaratıcı olan her metin her zaman kişiliğin az çok özgür bir biçimde açığa vurulmasıdır” diyor Bakhtin – Söylem Türleri’nde, s.111. O adamlar “özgürce” açığa vurup gittiler. O halde mevzuu böyle okumak da var. Bakhtin’in demin dediğinin hemen ardına ilave ettiği usulle incelemek de var: “İnsan metnin dışında ve ondan bağımsız incelendiği zaman beşeri bilimlerden söz edilemez.”

Hitler’in Kavgam’ı Üzerine Bir Analiz/ Albrecht Koschorke

Albrecht Kooschorke ve Hitler’in Kavgam’ı Üzerine Bir Analiz’e geçmeden Tanıl Bora’nın sunuşunu okudum ve böyle düşündüğümü fark ettim.

Kafede

Bu yeni kafe açıldı açılacak. Amelie’s Garden. Şili meydanına açılıyor.
Çok Nazımist bir genç Cem, pek de sevimli ama. “Ya hocam, tamam. Bize sevecek birini söyleyin hemen vazgeçelim Necip’ten Nazım’dan. Hep dediğiniz gibi biraz da canlıları sevelim” diyor.

Söylem Türleri / Mihail M. Bahtin

Aslı Erdoğan gibi mi?
“Aynen!”
Ne aynen’i ya, leyla zindanda feryad ediyor! Onu oradan kaçıracak bir mecnun yoksa aranızda adam değilsiniz. Ahmet Turan Alkan’ı kaçıracak leyla yoksa kadın değilsiniz. Queer kuramı bile anlamamışsınız daha!
Tamam ayaklanma, otur da dinle. Ben bu Bakhtin’in adını niye böyle yazdığımıza takıldım gene. Bak adı şöyle yazılır: Михаил бахтин, o gördüğün х Avrupaî dillerde translitere edilirken kh olur. Niye? Çünkü biz, eski alfabemizdeki kalın h sesini karşılayacak bir harf bulmayı da becerememişiz. Şimdi Kürtçede var ama, oradan alsak bari diyorum. Hem üstadın adını da mis gibi Mixail Baxtin okur yazarız.
“Sizi bugün pek radikal gördüm.”

Karar
Verdiğimiz/aldığımız her karar, her irade koyma emir kipinden mustariptir. Her (kısmen) anlama kararlılığı esnetir.
Sahi sen Bakhtin’in bu kitabının elimize ulaşan notlarından derlendiğini biliyor musun? Aralardaki boşluklar sigara saracak kağıt bulamayınca tütün sardığı sayfalarmış. Hadi gel o sayfalara ve Bakhtin’e içelim. Yarın da sizin kuşaktan Ned Beauman’ı konuşuruz.

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir