Özgün değilsin

Ursula’yı birlikte büyüttük, onu da gör ama. “Görüyorum artırıyorum: Muhalefetin yaratıcı diline hayranlığımız iktidar dilsiz olduğundandır. Şeytan!”

‘Acı içinde bir insan için bahar havasından daha acımasızı olamaz.’

(John Banville’in sözü tahrif edilmiştir.)

“Adamın karısını çalmış lol” dedi Ezgi, gözlerini hafifçe kaldırdı, baş sabit. Ellerine nasıl da yerleştiriyorlar o telefonu? İşaret parmakları uzunlamasına iki yana dokunur gibi. Onunki gibi ince uzunsa pek de estetik görünüyor. Baş parmaklar sağa sola hızla gidip geliyor. Diğer üçler kaykılıp düşmesine dayanak. Cihazın IKEA koltukta akıllı akıllı yan gelip yattığı bu elleri hayran hayran seyrediyorum. Arkadaşına attığı tivit menşorunun son kelimesini güzel gözleriyle bana da attı -gözlüğü daha güzel diyemem. Lol.
Ama o bir İrlandalı, diyorum.

“A neymiş adı?”
John Banville. Kendine Oliver Otway Orme diye sesleniyor. Otway annesiyle babasının onu yaptıkları sokağın adıymış.
“Wouvv!”

O da öyle diyor. Orme’yse tuvalde havalı duruyormuş, ressam ya. Baykuş gözüne benzeyen O, art nouveau r, kahkahadan sarsılan omuzlar misali m, sonunda lazımlık kulpu gibi e. Öyle diyor.
“Adını yazarken en sevdiğin harf hangisi?”
İkimizin de ikinci adındaki z. Birleşik el yazısı z kadar canti bir harf düşünemiyorum. Hem ben eski harfle z’yi de severim, tek göz kirpiğe benzer.
“Nasıl bir şey?”

ERİL MİZAH

Banville’de de eril bir mizah olduğunu düşünüyorum.
“Oraya nereden geçtin şimdi?”
Ursula’dan.
“O kim!”

Le Guin. Kadınlığın icadına nasıl da geç kaldığını inanılmaz bir humoruyla anlatmayı seçmiş: Zihinde Bir Dalga, (çev. Tuncay Birkan, Metis, 2017.) Yetmişine geldikten sonra, şimdi seksen yedisinde; kendinden sanki icat yokmuş gibi bahsedemeyeceğine karar vermiş. Geçmişte kalan toplumsal cinsiyetinin eksik erkeklikten ibaret olduğuna değinen tarihsel bir anlatı yazmış. “Kendimi Takdim Ederim” gibi kaç kişi yazabilir ki şu acayip alemde! Artık erkek yazarlara eksik kadın olarak bakmak zorundayım. Mesele John’un İrlandalı olma boyutunu çoktan aştı.

“Bir Dekan Anlatıyor’u okuduğunda da söylemiştin bunu. Eksik kadın olduğunu fark etmeyen her erkeğin akademi için zararlı olduğunu Rosovsky’den öğrendim demiştin. Onun kendisi için yazdığı referans mektubundan, o mektubun dilinden söz etmiştin. Her hatırladığımda, onunla birlikte hani şu Hakan mıydı neydi adı, mektuplarla tarihçilik yapan arkadaşın var ya, o gelir aklıma.”

Bırak şimdi onu ve telefonu bıraktığında eline aldığın Bataille’ın Nietzsche’sini de bir dinle. Mavi Gitar’ı Volkan dediği için aldım. Bir süredir tavsiye etmiyor, o sırada okuyup sevdiği kitabın adı laf arasında geçiyordu. Asıl öyle söylenince şiddetle merak ettiğimi sezmiş olmalı.

BANVİLLE’İN GİTARI

Karısını çaldığı saat tamircisi arkadaşı Marcus bir gün atölyesinde “Çalışmak Olly” demiş, kederli kederli, “ıstırabımı unutturan tek şey çalışmak.” Olly İşte bu adamın, saatini de değil, arada bir oyalandığı karısını çalmış. Bizi bu dünyaya atıp giden ve bir daha da yüzümüze bakmayan, O her ne ise işte, ondan bilemediğimiz baksa da göremediğimiz var ya, ondan/oradan ayrıldık diye mustaribiz bence. Hırsızlık edişimiz de ondan. Ben de seni çaldım, anlıyor musun? Senin de beni araklaman ondan. Bir farkımız seni çaldığım kişiyi tanıyorum oluşum.

Sen beni arakladığın kadını tanımıyorsun. Ben de bilmiyorum, bilsem söylerdim. Üstelik. Dilimi tutamam. Ya koparsa! Adamını, cazibenin merkezkaç kişisini çok iyi tanıyorum üstelik. Berbat hissediyorum, oyalandığı şeyi çaldım. Kederinin artı değeri artık benimle. Altalık.
“O dediğin şey vardı, Arapça mıydı neydi, oradan mı okuyorsun bunları?”

Levh-i mahfuz mu? Aklıma gelmemişti ama orada da yazdığına eminim. Füsusu’l-Hikem’e ya da Plato/n’un mağarasına bir daha bakmalıyım. Şu kadarını biliyorum: muhafaza edildiğinden, (hıfz, hafıza, hâfız, hafîz, mahfuz… hepsi aynı kökten kelimeler) korunduğu için okuyamadığımız o levhada sadece kaderimiz yazıyor. Kaza işleri ise bize bırakılmış, trafik kazaları dahil. Biz yapar sonra oturur yine biz yazarız. Bütün kazaların failleri erkek olduğundan her yazdıkları simülasyondur. İnanmıyorsan Baudrillard’a sor.

“Levimaz’da Ursula da yazıyor mu?”
Dedim ya, sadece erkekler yazmış bugüne kadar. Allah erkeklere yazı işi sizin demiş; veya o salaklar öyle anlamış, ellerinin şeyiyle kadına etmediklerini bırakmamışlar. Le Guin’in ilk cümlesi “Ben bir erkeğim.” Boşuna demiyor kadınlığın icadına kadar hepimiz erkektik diye. Bir tek Woolf’u hariç tutmuş, o da “çağının fazla ilerisinde” olmasındanmış. Akıllı kadın.
“Pis erkekler!”

Ursula’yı birlikte büyüttük, onu da gör ama.
“Görüyorum artırıyorum: Muhalefetin yaratıcı diline hayranlığımız iktidar dilsiz olduğundandır. Şeytan!”
Aman da ne eril önerme. Gerçi sen özgün olmak derdinde değilsin. Ne biçim eril kadınsan.
“Mavi gitarımla sana bir ses verebilseydim eğer görürdün erili dişili.”

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir